AKARYAKIT SEKTÖRÜNE 629 MİLYON EUROLUK “BUHAR” FATURASI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, AB direktiflerine uyum için, benzinin depolanması, taşınması ve satışı esnasında oluşan benzin buharının geri kazanımı için akaryakıt sektöründen sistem kurmasını istiyor. Sistemin kurulması için gereken toplam yatırım tutarı ise 629 milyon Euro. Böylesi devasa bir yatırımın yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken akaryakıt sektörü temsilcileri, uygulamanın 10 sene ötelenmesini talep ediyor. (enerjitime.com)

AB direktiflerine uyum amacıyla hazırlanan ve 5 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Benzin ve Naftanın Depolanması ve Dağıtılmasından Kaynaklanan Uçucu Organik Bileşik Emisyonlarının Kontrolü Yönetmeliği”ne göre; terminallerde, tankerlerde ve akaryakıt istasyonlarında benzinin depolanması, taşınması ve satışı esnasında oluşan benzin buharının geri kazanımı için akaryakıt sektörünün gerekli sistemleri kurması öngörülüyor.

İSTASYONLAR İÇİN 184,2 MİLYOR EURO YATIRIM GEREKİYOR

Söz konusu sistemlerin yatırım maliyeti; akaryakıt terminalleri için 65 milyon Euro, tankerler için 379,3 milyon Euro ve istasyonlar için 184,2 milyon Euro olmak üzere toplamda 629 milyon Euro’yu bulacak.

SEKTÖRDEN “10 YIL ÖTELENSİN” TALEBİ

TOBB Türkiye Petrol ve Petrol Ürünleri Sanayi Meclisi bünyesinde bir araya gelen sektör temsilcileri, söz konusu yönetmeliğin sektöre getireceği finansal yük ile hukuki, teknik ve finansal zorlukları bir rapor haline getirerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sundu. Raporda, 629 Milyon Euro’luk tahmin edilen yatırım tutarının, akaryakıt sektörünün mevcut karlılık düzeyleri dikkate alındığında hiçbir tarafın karşılayabileceği bir tutar olmadığı vurgulandı. Geri kazanılması neredeyse imkânsız olan bu tutarın çok büyük bir kısmının da yurt dışı alımlarına ödeneceğine dikkat çekilen raporda, ülke gerçekleri dikkate alınarak, “Benzin ve Naftanın Depolanması ve Dağıtılmasından Kaynaklanan Uçucu Organik Bileşik Emisyonlarının Kontrolü Yönetmeliği” uygulamasının 10 sene ötelenmesi önerisinde bulunuldu.

“FİNASMAN İÇİN DÜNYA BANKASI İLE AB FONLARINA BAŞVURUYORUZ”

Konuyu enerjitime.com’a değerlendiren PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, söz konusu yönetmeliğin başta bayiler olmak üzere tüm sektöre çok büyük bir külfet getirdiğine dikkat çekti. Yönetmelik hükümlerinin 10 yıl ötelenmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına hem PÜİS olarak, hem de sektörle birlikte başvuru yaptıklarını söyleyen PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş; “Bu maliyetleri bayilerin kaldırması neredeyse imkansız. Bakanlık yetkililerine bunu ayrıntılı olarak izah ederek yönetmeliğin en az 10 yıl ertelenmesini istedik” dedi.

Yüksek yatırım maliyetlerini karşılayabilmek için, TİSK aracılığıyla, Dünya Bankasına ve AB fonlarına başvuruda bulunmak için çalışma başlattıklarını belirten PÜS Genel Başkanı Okumuş, “Çevreyi ilgilendiren tüm konularda hem bayileri hem de sektörümüzün tüm paydaşlarını kapsayacak şekilde bu çalışmayı yürütüyoruz. Çalışmamızla ilgili bilgileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla da paylaştık. İnşallah güzel bir sonuç alarak sektörün üzerindeki bu yükü kaldırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. 

TEKNİK, FİNANSAL VE HUKUKİ PROBLEMLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

Raporda, yatırım aşamasında ve uygulamada karşılaşılacak muhtemel teknik, finansal ve hukuki problemlerle ilgili şu tespitlere yer verildi:

§         Yönetmelik, sektöre ve ülkemize 629 Milyon € (yaklaşık 6,1 Milyar TL) maliyet doğurmaktadır.

§         629 Milyon € yatırım, sektörümüzün mevcut karlılık düzeyleri dikkate alındığında hiçbir tarafın karşılayabileceği bir tutar değildir.

§         Bu tutarın makul bir sürede Buhar Geri Kazanım Üniteleriyle geri dönmesi mümkün değildir.

§         Bu tutarın çok büyük bir kısmı malzeme ve teçhizat için yurtdışı alımlara ödenecek ve ülkemizin dış ticaret açığını da artıracaktır.

§         İmar ve mesafe problemleri nedeniyle sayısız ruhsat ve lisans problemleri ortaya çıkacak, sistem kurulumu imkansız bazı tesis ve istasyonlar kapanacaktır.

§         Sistemin en önemli bileşeni olan tankerlerin dönüşümü, maliyet ve sayı açısından çok zor olacaktır. Bu durumda diğer tesislere yapılan yatırımlar da atıl kalacak, sistem çalışmayacaktır.

§         Ülkemizde benzinin toplam otomotiv yakıtları içindeki payı AB’nin 1/3’ü kadardır. Dolayısıyla AB ülkelerindeki kadar UOB salınımı yoktur.

§         Ülkemizde benzine alternatif olarak LPG tüketimi çok fazladır ve hem araç sayısı hem tüketim miktarı benzinin iki katına ulaşmıştır.

§         Tüm dünyada çevresel kaygılarla yakıt ve motor teknolojileri gelişmektedir.

§         Elektrikli araçlar çok önemli bir alternatif olarak gelişmektedir ve ülkemizin de ilk yerli ve milli aracı TOGG elektrikli olacaktır.

§         Bu gelişmeler ve ülkemizin tüketim durumu yakın gelecekte AB ülkeleriyle kıyaslandığında zaten az olan salınım miktarının daha da azalacağını göstermektedir.

Total
7
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Total
7
Share