Çevre ve Enerji – Büyük Değişim Zamanı

Dr. Kürşad Tosun

Dünyamız ve bir paçası olan ülkemizin çözüm bekleyen çok sayıda kritik sorunu var. Küresel boyutta, savaşlar ve çatışmalar gibi güvelik sorunları, açlık, yoksulluk, sağlık ve eğitim hizmetlerine yeterince erişememe, temiz su ve enerji yoksunluğu, yanlış ve israfa dayalı tüketim alışkanlıklarımız, eşitsizlikler, yetersiz adalet ve iklim değişikliği bunlardan sadece bazıları. Durum günden güne kötüye giderken, yaşam formu olarak bilinen evrendeki tek yaşam alanımız olan dünyayı korumak ve temiz tutmak konusunda başarılı olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Süreci iki yüz yıl öncesine dayanan ‘Sanayi Devrimi’, insanlık tarihinin en önemli paradigma değişimlerinden birisi oldu. Feodal yapıdan sanayi toplumuna geçiş, beraberinde çok önemli avantajlar ve dezavantajlar getirdi/getiriyor. Teknoloji, bilgi üretimi, bilimsel ve toplumsal alanda oldukça önemli gelişmeler kaydedildi. Bu gelişmeler özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde hızlandı ve günümüzde de ivmelenerek devam etmekte.  Yani birim zamandaki olumlu ve olumsuz ilerlemeler artmakta. 

Evet, çok hızlandık. Uçaklar, otomobiller, trenler, otomobiller, iletişim teknolojileri… Ancak bunların hem üretim hem de kullanım alanlarında ciddi olumsuzluklarla da karşılaştık: Küresel boyutta kirlenme. Başta hava, su ve toprakta olmak üzere kirlenmeden bahsediyoruz. Diğer yandan, yine doğrudan üretim ve tüketim alışkanlıklarımızdan kaynaklanan ‘İklim Değişikliği’ sorunumuz. Ve bu sorunumuzun en büyük etkeni olan enerji (aslında daha genel anlamda tüketim) alışkanlıklarımız/politikalarımız. Küresel iklim değişikliğinin sonuçlarını öngörmek zor değil, zaten ciddi anlamda etkilerini tüm canlılar hissetmeye başladı bile. 

Sıcaklıklar artıyor, türlerin göçü başladı. Çölleşme, çoraklaşma ve kuraklık artıyor. Sularımız azalıyor, buna karşın deniz su seviyesinde artış var. Bütün bunların en büyük nedeni ise ‘kalkınma’ olarak adlandırdığımız ve bizi birer net tüketici yapan, ihtiyacımız olmayan şeyleri almamızı ‘normalleştiren’ algı yönetimi. Hatta bunun iyi bir şey olduğunu destekleyen yaşam anlayış ve algımız. Çok sevdiğim şarkı sözlerinden biridir: ‘Kapat televizyonu anne, seni de kandırıyorlar’(*). 

Bu uzunca giriş ya da arka plan açıklamasından sonra asıl konuya girelim. Günümüz dünyasının en büyük sorunlarından olan iklim değişikliğinin temel nedeni malum enerji tüketimimiz. Küresel çapta kullandığımız yakıtların yaklaşık %85’i fosil yakıt olarak adlandırdığımız petrol, kömür, doğal gaz ve türevlerinden oluşmakta. Ve bunların yakılmasından (kullanılmasından) ortaya çıkan CO2 (karbondioksit) en önemli sera gazlarından. En basit ifadeyle, atmosferde bir kalkan oluşturup dünyadan yansıması gereken güneş ışınlarının uzaya gitmesi yerine, yeniden dünyaya dönmesi küresel iklim değişikliğine yol açmakta. 

Burada en önemli soru şu: Bunca kazanımı ve mevcut hayat standartlarımızı koruyarak, hatta ödün vermeyerek iklim değişikliği ile mücadele edebilir miyiz? Evet, tüketim alışkanlıklarımızı yöneterek bunu başarabiliriz. Gereksiz tüketim (israf), böylelikle en önemli konumuz haline gelmekte.  Yani, ihtiyacımız olmayan şeyler için hem enerjimizi hem zamanımızı hem de emeğimizi harcıyoruz. Her şeyden önce bunlar çok kıymetli ve hemen hepimize bu üç şey sınırlı olarak verildi. 

Peki, enerji tüketim alışkanlıklarımızı nasıl dönüştüreceğiz? Enerji verimliliği yeterli olacak mı? Temiz enerji üretimini %100’e nasıl çıkaracağız? Bununla beraber tüm bunları yani mevcut kazanımları/standartları koruyarak yapabilecek miyiz? 

Cevabım, evet. Bunları yapmak zorundayız. Yani bu bir seçim değil zorunluluk. Ama nasıl?

Tüm bunların gerçekleşmesi için bütüncül bir yaklaşım lazım. Yani sadece çevre, enerji, iklim konuları değil, tarım, hayvancılık, gıda, sağlık, orman, şehir ve bölge planlama, mimarlık, madencilik, yer bilimleri, felsefe, ekonomi, sosyal politikalar, istihdam, dijitalleşme, yapay zeka ve blockchain konularında entegre bir yeniden yapılanmaya gitmek zorundayız. 

Detayları gelecek yazılarımda açıklayacağım, ama öngörüm şudur ki, önümüzdeki 20-30 yıllık dönem büyük değişimleri yaşamak zorunda olacağımız ve bu değişimi gerçekleştirmek için büyük oranda yine kendimizle mücadele edeceğimiz bir dönem olacak. 

Hepinize olumlu, güzel enerjiler dilerim. 

Total
1
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Total
1
Share