Sürdürülebilir Havacılık Yakıtları: Türkiye’nin Kapısındaki Fırsat

Ulaşımda kullanılan biyoyakıtlar karayolundan sonra, deniz yolu ve havayolu ulaşımında da günlük hayatımıza hızlı bir giriş yapıyor. Ulaşımda karbon emisyonlarının azaltımı için arka arkaya iddialı hedefler açıklanıyor. Bu gelişmeler ışığında yakın gelecekte Türkiye, önemli fırsatlara kapı açabilir.
Selçuk Borovalı 
Biyodizel Sanayi Derneği Başkanı

Ulaşımda kullanılan biyoyakıtlar karayolundan sonra, deniz yolu ve havayolu ulaşımında da günlük hayatımıza hızlı bir giriş yapıyor. Ulaşımda karbon emisyonlarının azaltımı için arka arkaya iddialı hedefler açıklanıyor. Bu gelişmeler ışığında yakın gelecekte Türkiye, önemli fırsatlara kapı açabilir. 

1994 yılında Kyoto Protokolü ile karayolu ulaşımında biyoyakıt kullanımı duyulmaya ve yaygınlaşmaya başlamıştı. Geçen yıllar içerisinde dünyada karayolu ulaşımında kullanılan biyoyakıt miktarı  (biyodizel 37 milyar litre ; 32.6 milyon ton  ve biyoetanol  125 milyar litre ; 97,5 milyon ton ) 130 milyon ton seviyesine geldi. 

Geçtiğimiz yıl Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) dünya denizyolu ulaşımında da karbon ayak izi azaltma hedeflerini duyurdu ve birçok kural getirdi. 2014 yılında I.M.O.’nun araştırma sonuçlarına göre uluslararası denizyolu taşımacılığı dünyadaki sera gazının %2.2’sinin salınımına yol açıyor. Bu verilerden yola çıkarak 2025 yılına kadar gemilerin toplam karbon ayak izini %30 azaltma hedefi getirilirken, I.M.O. için de bulunduğumuz yüzyılda uluslararası denizyolu taşımacılığı kaynaklı sera gazı emisyonunu tamamen sıfıra indirme hedefi belirlendi. Bu hedefe ulaşmak için operasyonel, teknik ve yaratıcı yeni çözümler içeren birçok başlık duyuruldu. Bunlardan biri de biyoyakıt kullanımının arttırılması. 

Yine geçtiğimiz dönemin çok konuşulan ve tartışılan diğer bir konusu ise havayolu taşımacılığında biyoyakıt kullanımı oldu. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) havayolu taşımacılığında Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanımı ile ilgili bir taraftan gözlem yaparken, diğer yandan daha fazla üretilmesi ve kullanılması için çalışmalar yürütüyor. 2020 yılı sonuna dek 300.000 adet uçuş JETA / A1 yakıtına SAF harmanlanarak gerçekleştirildi. 45 havayolu şirketi SAF üreticileri ile 6.5 milyar litrelik ileri tarihli SAF alım anlaşması imzaladı. Bazı havalimanları yakıt hidrant sistemlerinde SAF harmanlanmış havacılık yakıtı hizmeti vermeye başladı. 

Havacılık Biyoyakıtının %80 Daha Az Sera Gazı Üretmesi Hedefleniyor

IATA, kullanılan havacılık biyoyakıtının fosil yakıta göre asgari %80 daha az sera gazı emisyonu üretmesini hedefliyor. Bu hedefi takip etmek için Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonu (ISCC) ve Sürdürülebilir Biyomalzemeler Yuvarlak Masa Toplantısı (RSB) Biomaterials) gibi dünya çapında faaliyet gösteren kuruluşlara üyelikleri bulunuyor. Özellikle RSB’nin biyoyakıtlar alanında geliştirdiği sürdürülebilirlik standartları, havayolu şirketleri için her aşamada uygulayabilecekleri yol haritası sunuyor. 

2025 yılı için 7 milyar litrelik bir tüketim hedefi ile kullanılan tüm havacılık yakıtı içerisinde %2 seviyeyi yakalamayı hedefleyen IATA, bu hedefi kırılma noktası olarak belirledi. %2 hedefi aşıldıktan sonra ise üretim ve kullanımın hızla yaygınlaşacağı öngörülüyor. Üretimin desteklenmesi için dünyada farklı uygulamalar var. Örneğin, Avrupa Birliği üreticileri destekleyen bir model (SAF için mevcut biyoyakıt desteklerini 1.2 ile çarpıyor) ile SAF üretenlere ilave destekler duyurdu.

Yerli Hammaddeler ile Yerli Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Üretimi Mümkün

Türkiye’nin önünde ciddi küresel gelişmeler var. Uluslararası alanda havacılık kaynaklı emisyonların azaltımı sürecinde ülkemizin de zorunlulukları olacak. SAF üretimine ve ülkemizdeki duruma kısaca değinecek olursak, mevcut durumda; Türkiye’de bir adet ileri teknolojiye sahip ve yüksek kapasiteli havacılık biyoyakıtı üretimi yapabilecek tesis kurma gereği bulunuyor. Yıllık 400 milyon litre kapasite ile kurulacak tesisin, ülkemizin havayollarının yurt dışı uçuşlarında ihtiyacı olacak SAF’ı karşılayabilir. Üretim sürecinde atık ve/veya bazı sektörlerin düşük katma değerli yan ürünleri, yerli hammadde olarak kullanılabilir. Atıktan geri dönüşüm/ileri dönüşümle yerli SAF üretebilir. Uluslararası alandaki örneklere paralel olarak, kurulacak tesis yıllar içinde ekonomik üretim yapabilecek bir seviyeye gelecek ve kapasite kullanım oranı ihtiyaca paralel olarak artacaktır. Üretim tesislerinde ihtiyaç duyulan ve tesisin ikinci girdisi hidrojen temini için ise lojistik imkanlar ve üretimde asgari karbon ayak izi hedefi ekseninde yapılan çalışmalarda, söz konusu tesisin inşa edilebileceği ülkemizde 2 stratejik bölge bulunuyor. 

Unutmadan ifade etmekte yarar var. Bu teknolojiyi ülkemizde uygulamak ve bölgesel olarak SAF üretimi yapabilmek Türkiye’nin geleceği açısından da birçok avantaj içeriyor. SAF’ın savunma sanayinde ihtiyaç halinde sınırsız olarak kullanılabileceği de düşünüldüğünde özellikle artan havacılık savunma sanayi için dikkate alınması gereken bir konu olduğu şüphesiz.  

Bu fırsatı değerlendirmememiz durumunda ise yurt dışından ithal etmek zorunda kalacağımız ve dışa bağımlılığımızı arttıracak bir süreç ile daha karşılaşacağız. Hammaddesi ülkemizde bulunan, ancak ürüne çeviremediğimiz için büyük bedel ödeyerek ithal edeceğimiz SAF, bir yandan dış hat uçuş bilet ve taşımacılık fiyatlarına yük getirirken, diğer yandan bu alanlardaki rekabet gücümüzü ciddi şekilde örseleyecek.

Yazımızın sonuna gelirken, SAF’ı Türkiye’de kim ve nasıl üretir sorusuna da kısa bir cevap bulmaya çalışalım. SAF kullandığı ham maddenin kimyasal yapısı gereği, halen biyodizel üretiminde tecrübe kazanmış ve atık işleyerek katma değerli üretim yapan yapan sektörün bilgi ve ilgi alanında. Ancak üretimi biyodizel’e göre daha sofistike ve yüksek kapasitede yapılması düşünülen SAF için, ülkemizin lider havayollarının da içinde yer aldığı, tercihen petrol rafinerileri ile birlikte bir konsorsiyum oluşturularak harekete geçilmesi yarar arz ediyor. Böylece rekabetçi, katma değer yaratan, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bir tesis azami 3 yıl içerisinde yerli SAF tedariki için üretime başlayabilir.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Total
0
Share